Disable Preloader
Untitled Document

Dolguda Yeni Trend

Dolguda Yeni Trend

Dolgu maddeleri bazen laboratuarda kimyasal yollarla (tamamen sentetik) elde edilirken,  bir kısmı da hayvansal kaynaklı canlı dokudan elde edilir.

Tamamen doğal dolgu maddesi olarak da kişinin kendi yağ dokusunu gösterebiliriz. Yüzün bazı bölgeleri için şahsın kendi yağ dokusunun enjeksiyonu biçilmiş kaftandır.

Bu dolgu maddelerinin sentetik olanlarının bir kısmı, (vücutta zaten bulunan) HYALURONİK ASİT denilen bir maddeden yapılmaktadır. Bu yüzden de vücuda alerji yapmazlar. Bunlar laboratuar ortamında bakterilere ürettirilirler. Bunların satılan hazır formlarından enjekte edilen bir miktar hyaluronik asit derhal su tutar ve o bölgeyi şişirerek dolgunluk sağlar. Belli bir zaman sonra bunların sağladığı dolgunluk giderek yok olur. Tabii ki daha kalıcı olanlar birkaç ay değil, birkaç yıl kalanlar bile vardır. Ama bunların yaratabileceği komplikasyonları kişiye doktoru anlatmalı ve yaptıranda bunları göze almalıdır.

Birkaç ay kalan ve komplikasyonu pek görülmeyen hyaluronik asit içerikli dolguların ve yarı kalıcı dolgularla, çok uzun yıllar kalan dolguların yüzlerce çeşitleri ve çok çeşitli değişik de fiyatları vardır.

Yağ enjeksiyonu ise yıllardır uygulanan bir yöntemidir. Vücudun çökük kısımlarını şişirmek, boşlukları doldurmak, penis kalınlaştırmak, kalçaları çıkıntılı hale getirmek ve en çokta yüzdeki çökmeler ve dudak kalınlaştırmak için kullanıyoruz. Fakat bugüne kadar en önemli problem enjekte edilen yağın ameliyattan sonraki 2 ay içinde %70-75 oranında kaybolmasıydı. Bu yüzden bir bölgede istenilen sonucu elde edebilmek için 2 veya 3 seans uygulamak gerekiyordu. Ayrıca bu uygulamanın lokal anestezi ile yapılması durumunda ise; gerek alınan, gerekse verilen bölgeye anestezik madde enjekte edilmesi durumunda yağın tutma oranını daha da azaltmaktadır. Hele birde hasta sigara içiyorsa olay daha da kötüye gider. Çünkü enjekte edilen yağ dokusunun o bölgede tutması ve yaşaması için kan akımının sağlıklı olması şarttır.

Yağ enjeksiyonunda en büyük problem yağ dokusunun korunmasıdır. Bugüne kadar enjekte edilen yağ dokularından en çok % 35 oranında yağ dokusu muhafaza edilebilmiştir. Bu arada MEME BÜYÜTMEDE ve BACAK EĞRİLİĞİNDE de YAĞ ENJEKSİYONU kullanılmak istenmiş fakat yeterli başarılar elde edilememiştir.

Bu kişilerin yani göğüs küçüklüğü, bacak eğriliği ve inceliği gibi problemi olanların bu sorunları silikon protezlerle (implant ) giderilmiştir.

Ama Artık Çözüm Geldi !

OTOLOG ( kendinden-kendine ) yağ transfer sistemi ve kök hücre izolasyonu yapan alet hastalarımızın hizmetine sunulmuştur.

Bu aletle vakumlanan yağ (liposuction), steril olarak muhafaza edilmekte daha sonra özel olarak dizayn edilmiş özel filtreli ve tek kullanımlık enjektörlere alınmaktadır. Santrifüje yerleştirilen enjektörler çıkarıldığında bunların içindeki konsantre yağ, artık transfere uygun hale gelmiştir.

Çünkü santrifüj işlemi esnasında yaşlı, büyük ve ölümü gerçekleşebilecek yağ dokuları ve ayrıca trigriseridler, kırmızı kan hücreleri, su ve saf olmayan dokular ayrışmakta canlı, diri ve de kanlanması fazla yağ dokuları ayrılarak kullanıma hazır hale gelmektedir. Bu konsantre yağ dokusu PRP (kök hücreden zengin kan serumu) ile birleştirildiğinde ise tutma oranı yüzde 75-80’leri bulmaktadır. BURADA ESAS YAPILAN DEVRİM; YAĞ  ENJEKSİYONU ile BACAK  EĞRİLİKLERİ GİDERİLMEKTE ve yine YAĞ ENJEKSİYONU ile MEME BÜYÜTÜLMEKTEDİR. Tabii ki BREZİLYA USULÜ POPO yapmakta tek seansta mümkün olabilecektir.